DEVR-İ MÜSLİM


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazıları
Eklenme Tarihi: 22 Ocak 2018
Geçerli Tarih: 21 Ağustos 2018, 20:30
Site: Otlukbelican Otlukbeli Haberleri
URL: http://otlukbelican.com/yazar.asp?yaziID=1059



DEVR-İ MÜSLİM

Düzenin şartlarına göre kıble belirleyen ve İslamiyet’i bir sakız gibi her yöne çekebilen günümüzün ılımlı Müslümanları, ibadetleri de kendilerine göre şekillendirmeye devam ediyorlar.

Her günahı işleyip her haltı yapacağız, sonra ya kandil gecesini bekleyeceğiz ya da üç ayları. Haftalık pisliklerimizi Cuma namazı ile, senelik pisliklerimizi de ramazanda iki abdest bir namazla temizleme cehaletine gireceğiz.

Hacca gideriz, namaz kılarız, oruç tutarız görevimizi yerine getiririz, din de bundan ibaret ya! Namaz kılıyor, Allah’ın önünde eğiliyorsun, camiden çıkıyorsun bütün ömrün güçlülerin ve zenginlerin önünde eğilmekle geçiyor. Secdeye varıyorsun, dışarda burnun havada, kibirli kibirli dolaşıyorsun. Kıyamda durmak haksızlığa karşı çıkmaktır.  Ama hiç bir haksızlığa tek bir kelime bile edemiyorsun. Nerde kaldı Müslüman Türk duruşun?

İslamiyet’i bir yaşam şekli, bir yaşam felsefesi olarak idrak edemeyenler, yaptıkları ibadetlere de kendilerine göre yeni bir amaç ve boyut kazandırıyorlar. Her ibadeti yeniden yorumlayan Devr-i Müslimler, şekilcilik ve görünürlüğü ön plana çıkarmaya başladılar. İbadetleri de kime niyet, kime kısmet..!

Sokaktaki dilenciye sadaka verirken bile böbürleniyorsun, utanmasan bir de fotoğraf çektireceksin. Sadaka verirken bile kendi gururunu yüceltip, karşıdakini küçümsüyorsun. Dilencinin önüne bir şeyler atmakla din yaşanmaz.

İslamiyet’i tam yaşayan bir toplumda, infak, fitre ve zekattan sonra, dilenciliğin ortadan kalkması gerekirken neden hala devam ettiğini kimse sorgulamıyor.

Faizin adını kredi koyduk, kılıfına uydurup tadını çıkarıyoruz. Lazım olmazsa haram diyoruz, lazım olursa ihtiyaç kredisi diyoruz. Çok üstümüze gelirlerse “devletin düzeni bu” deyip kenara çıkıyoruz. Faiz alana da verene de haram değil mi? Yoksa ülkelere göre İslamiyet değişiyor mu?

Sakal bırakıp, namaz kılar, “Ya Hak” diye dua ederiz ama hak yemede üstümüze yok. Kuran-ı Kerim’de doğruluk ve kul hakkı için namazdan bile çok bahsediliyor. Allah bile kabul etmiyor kul hakkı ile geleni. Ama biz hak yemeyi uyanıklık, yalan söylemeyi ise, iş bitirme, işini yürütme olarak görüyoruz.

Gaflet içerisinde sadece tespih çekmekle, sadece dua etmekle, sadece dergahta çay içmekle, sadece dini tartışmalar yapmakla, sadece “Ya Rabbi şükür” demekle, sadece dilencinin önüne bir şeyler atmakla din yaşanmaz.

İslam, haksızlığa, hırsızlığa, zulme, sömürüye, işgale, aç ve tok arasındaki uçuruma sessiz kalan bir din değildir.

Sevgi ve saygılarımla…

Etem ALBAYRAK